EnginTinERİ

Sınama: NAMAZ'IN YERİNE 'SÖYLEV' YA DA 'BAĞLILIK

Kategori: Belirtilmemiş

AŞAĞIDAKİ AYETLERDE NAMAZ KELİMESİNİN YERİNE ‘BAĞLILIK’ YA DA ‘SÖYLEV’ ANLAMLARINI GETİREREK YALNIZCA BAĞLAM (KONTEKS) İÇİNDE DEĞİL, AYETİN KENDİ İÇİNDE BİLE NAMAZDAN DAHA MANTIKLI VE TUTARLI OLDUĞUNU AYRIMSAYIN!

 

Onlar o kişilerdir ki Eğer,kendilerini yeryüzünde imkân ve güç sahibi yapsak namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliğe özendirirler, kötülükten sakındırırlar. Tüm iş ve oluşlar Allah'a varır. (22/ 41)

Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in milletini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "Müslümanlar/Allah'a teslim olanlar" diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. O'dur sizin Mevlâ'nız. Ne güzel Mevlâ'dır O, ne güzel yardımcıdır O! (22/ 78)

O'na yönelmiş kişiler olarak O'ndan sakının! Namazı kılın ve sakın şirke sapanlardan olmayın. (30/ 31)

Hem namazını kılıp hem de Son Nebi’yi ahirette şefaatçi edinerek hem de namazının içinde Muhammet adını Allah’la birlikte anmak dolayısıyla Tanrı’ya ortak koşan namâz-güzâr o denli çok ki Müslümanlar arasında, daha ilk bakışta hem ahirette şefaati kabul etmeyen hem de kuutta Ettahiyyatü’yü okumayan insan sayısı çok azınlıkta kalmaktadır. 

Rablerinin çağrısına cevap verirler, namazı kılarlar. İşleri/yönetimleri, aralarında bir şûra'dır. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler. (42/ 38)

"Ey Rabbimiz! Ben, çocuklarımdan bir kısmını senin kutsal evinin yanındaki, ziraata elverişsiz vadiye yerleştirdim ki, namazı kılsınlar, ey Rabbimiz! Sen de insanlardan bazı gönülleri, onlardan hoşlanır yap. Çeşitli meyvelerle onları rızıklandır ki, şükredebilsinler!" (14/ 37)

İsmail’in namazını eda edebileceği tek yer, Kabe’nin çevresi miydi?!  

Rabbim! Beni, namazı özenle yerine getiren bir insan yap. Soyumdan bir kısmını da. Rabbimiz, duâmı kabul et!" (14/ 40)

Allah'ın Kitabı'nı okuyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık infak edenler, asla batmayacak bir ticaret umabilirler. (35/ 29)

Rükû, tevâzudur: Sizin gönül dostunuz, Allah'tır, O'nun resûlüdür, bir de rükû eder bir hâlde namazı kılıp zekâtı vererek îman edenlerdir. (5/ 55)

 

Bağlılığı (salÂtı) sabırla sürdürmeliyiz!

 

Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt. (13/ 22)

Onlar öyle insanlardır ki, Allah anıldığında kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler. Ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler. (22/ 35)

Âilene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et! Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takvanındır! (20/ 132)

Namazları ve orta namazı koruyun. Tam bir saygıyla Allah'ın huzurunda kıyam edin. (2/ 238)

(“Bağlılıkları ve en güzel bağı (Kuran’ı) koruyun! Tam bir teslimiyetle ayakta durun!” Açıklama: Bu ayetteki salavât (bağlılıklar) önceki ayetlerle ilişkilidir. Önceki ayetlerde evlilik akdi ile ilgili hükümler vardır, yâni, korunması gereken bağlılıklar, bunlardır. Ayrıca, bu ayetteki salât kelimesi namaz olarak algılandığında durduk yerde namaz araya sıkıştırılmış gibi duruyor; bu ayet ve altındaki ayetten sonra yeniden boşanma konusuna geçiliyor, çünkü. Bir de, en güzel bağın ne olduğunu Hz. Ali’den öğrenelim: Birgün Hz. Ali’ye gelirler ve “Halk hadislere dalmış.” derler. Hz. Ali sorar: “Gerçekten öyle mi?” “Evet” derler. Peygamber’ den işittim ki gelecekte vuku bulabilecek bir fitneden söz ediyordu. “O fitneden kurtuluş nedir, nasıldır?” diye sordum. Resulullah dedi ki: “Kurtuluş Kuran’dadır; çünkü, sizden öncekilerin haberleri de, sizden sonrakilerin haberleri de, aranızdakilerin hükmü de ondadır. O gerçek ile yalanı birbirinden ayıran kesin bir hükümdür, şaka ve boş söz değildir. O’ nu terk eden her zorbanın Allah boynunu kırar. Hidayeti, doğru yolu O’ ndan başkasında arayanı Allah sapkınlığa düşürür. O, Allah’ın en sağlam urganıdır. O, hikmetle dolu Kuran’dır. O en doğru yoldur. O, boş arzuların haktan saptıramayacağı, dillerin, karıştırıp belirsiz edemeyeceği, ilim adamlarının doyamayacağı, çok tekrarlanılmasından bıkılmayan, ilginç özellikleri bitip tükenmeyen bir kitaptır.” [Sünen-i Tırmizi/Darimi]) Son Nebi’nin ölümünden az bir süre sonra Hıristiyanların yaşadıklarına çok benzer biçimde giderek hızlanan bir asıldan uzaklaşma baş göstermiştir. Sözü edilen fitne gerçekleşmiş, Emevî, Abbasî, Selçuklu ve Osmanlı dönemleri ile birlikte Kuran’la olan bağ giderek daha çok kopmuş. İşte bu nedenle, bu belgelerin, üzerinde yığınlarca şüphe barındırdığını, bu belgelere göre Dîn’in anlaşılamayacağını düşünüyorum. Örneğin Gazâlî, önce felsefe delisi bir eleştirmen iken sonradan tasavvufa saplanıp kalmış hiç de öyle olmamasına karşın pısırıklık ortamı olan tasavvufu İslâm’ın içindenmiş gibi lânse etmiştir. Bu durumda bu âlimin kitaplarını çok iyi bir süzgeçten geçirmek, söylediği her fikre Dinsellik yüklememek gerekir.

 

Allah, Kâbe’yi kıble olarak îcat edenlere meydan okuyor!

 

Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz hayırda erginlik/dürüstlük değildir. Hayırda erginlik/dürüstlük o kişinin hakkıdır ki, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekâtı öder. Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri. (2/ 177) Dikkat edin, tutarlı biçimi olan ‘kuzey ve güney yönü’ demiyor, bu yalnızca bir deyim!

 

UYULACAK OLAN KURAN’DIR, GELENEKLER DEĞİL!

 

Sen ancak o zikre/Kur'ân'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle muştula! (36/ 11)

 

KIBLE, KABE DEĞİL, MESCİT (RİAYET DURUMU) OLMALIDIR!

 

İşte böyle! Biz, sizi, insanlar üstüne tanık olasınız, resûl de sizin üstünüze tanık olsun diye, orta yolu izleyen bir ümmet yaptık. Biz, (‘eskiden’ diye bir kelime yok, ayetin çevirisine eklenmiş yalnızca) üzerinde olduğunu kıble haline getirdik ki resule uyanı, ökçesi üstüne gerisin geri dönenden ayıralım. Bu, Allah'ın kılavuzluk ettikleri dışındakilere gerçekten zor gelecektir. Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir. Şu da bir gerçek ki, Allah öncelikle insanlara karşı çok acıyıcı, çok merhametlidir. (2/ 143)

                Ey inananlar, Allah'a yürekten tevbe edin ki Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün ve altından ırmaklar akan cennetlere soksun. Allah, o gün peygamberi ve beraberinde bulunanları utandırmaz. Işıkları, önlerinden sağ yanlarına doğru yayılır ve, "Rabbimiz, bizim için ışığımızı tamamla ve bizi bağışla; sen her şeye gücü yetensin," derler. (66/ 8)

 

Allah, tapınmayı emretmez!

 

Oysaki, onlara, dîni, yalnızca O'na özgüleyerek, dosdoğru yürüyen kişiler hâlinde, yalnızca Allah'a kulluk etmeleri, bağlı kalmaları (salât) ve böylece arınmaları (zekât) emredilmişti. İşte, budur, doğru, eskimez ve aşınmaz din. (98/ 5)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

12:27 - 30/4/2006 - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa


Tanım
Yüzyıllarca zihinlere yığılmış bir birikimden söz ediyorum. Öyle bir birikim ki, zamanla İslâm'ın kendisi gibi anlaşılmaya başlamıştır. Büyük İslâm Medeniyeti denir ya; oysa sanılanın tersine yeryüzünde bir İslâm uygarlığı yaşanmadı; çünkü Son Nebi'nin ölümünden az bir zaman sonra câhiliye hastalığı depreşmiş ve Son Nebi'nin en yakın arkadaşlarını baskı altına alarak mahvetmiştir. Hurâfeciler, Son Nebi'nin arkadaşlarına isnat ederek bugün hattâ İslâm'ın direği sayılan namaz da içinde olmak üzere yığınlarca
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Kuran'daki Din (!)
Bir Edebiyatçı, Bir Türkçeci, Bir İslâmcı
Başka Bir Edebiyatçı ve İslâmcı
Dilimizi Sevenlerin Konağı
Türkçemizi Canlandırma Derneği
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu adına düzenlenen bir ağ kümesi
TÜRK DİL KURUMU
Gerçek İslâm
Kuran Okulu
İlginç Tartışmalar
Hanif Ulus
Vahiy Savunması
Kuran Nesli
İki Tür Haniflik
Kategoriler
Son Yazılar
- TÜRKLÜĞE YAKIŞAN BİR KIVANÇ: MİLLî EKONOMİ MODELİ
- HANGİ MEÂLE GÜVENMELİ?
- Sınama: NAMAZ'IN YERİNE 'SÖYLEV' YA DA 'BAĞLILIK
- GERÇEK KIBLE